"Elleri havada ağabeyimi canavarca katlettiler"

ANTALYA’nın Serik ilçesinde arazi anlaşmazlığı nedeniyle 2 kişinin öldürüldüğü ve 1 kişinin yaralandığı olayın duruşmasının ardından öldürülen Mehmet Ali Merih’in kızı Emine Çetin; “Babam ‘Ne yapıyorsunuz’ deyince anında öldürdüler.

"Elleri havada ağabeyimi canavarca katlettiler"
02 Eylül 2019 - 12:41 - Güncelleme: 02 Eylül 2019 - 12:47

“Elleri havada ağabeyimi canavarca katlettiler”


Ağabeyim elleri havada ‘Yapmayın, Ne yapıyorsunuz, Sıkmayın. Halaoğlu sıktırtma, Savaş sıktırtma’ diye bağırdı. Ağabeyim, ‘yapmayın etmeyin’ diye çok yalvardı. Orada elleri havada ağabeyimi canavarca, gözleri dönmüş bir vaziyette katlettiler” dedi.

Antalya’nın Serik ilçesinde geçen 17 Mart günü Süleyman Ünal tarafından aralarında arazi anlaşmazlığı olduğu akrabaları Mehmet Ali Merih ve Rüştü Merih’i av tüfeğiyle vurarak öldürülmesi davası başladı. Manavgat 1’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasına tutuklu sanık Süleyman Ünal ile tutuksuz sanıklar oğlu Savaş Ünal, eşi Gülşen Ünal ve diğer çocukları Havva Ünal, Ali Ünal, Birgül Kaya, Gülsüm Gebizli, damadı Hüseyin Gebizli’yle birlikte, öldürülen Mehmet Ali Merih ve Rüştü Merih ile saldırıda yaralanan Mesudiye Kılıç, yakınları ve tarafların avukatları katıldı.

Kimlik tespitinin ardından ifadesi alınan tutuklu sanık Süleyman Ünal, yaşadığı rahatsızlık nedeniyle sesi kısık olduğundan ifadesini mübaşir İbrahim Güden yardımıyla verdi. Cinayetlerin işlendiği tarlanın miras olarak kaldığını ve daha önceden paylaşım yapıldığını belirten Süleyman Ünal olay günü ailesiyle birlikte sabah tarlaya gittiklerini ve öğlene kadar ağaç dikimi yaptıklarını, öğlen eve gelip yemek yediklerini ve saat 15:00’te yeniden gittiklerini anlattı. Tarlaya vardıklarında Mehmet Ali Merih, Rüştü Merih, Süleyman Biber’le bazı insanların olduğunu söyleyen Ünal, “Bana aramızdaki anlaşmazlık olan yeri göstererek fidan dikemeyeceğimi söylediler. Bende zaten oraya fidan dikmeyeceğimi söylememe rağmen aramızda tartışma çıktı. Tartışma büyüyünce Süleyman Biber, oğlu Ahmet Biber, Mehmet Ali Merih ve oğlu Rüşte Merih ile Mehmet Kılıç bana ve aileme kazma ve kürekle saldırdı. Bunun üzerine bende koşarak arabama gittim, arka koltukta buluna ruhsatsız av tüfeğini aldım ve korkutma amaçlı olarak buraya gelmeyin dedim. Bunun üzerine Mehmet Ali Merih oğlu Savaş Ünal’a bıçak çekti, salladığı bıçak oğlumun elbisesini sıyırdı. Bende bunun üzerine av tüfeğiyle korkutma amaçlı ateş ettim. Üzerime gelince kendimi korumak için sayısını hatırlamadığım defa ateş ederek geriye kaçtım. Tüfeğimde 9 fişek vardı, kaç tanesini attığımı hatırlamıyorum” dedi.

Ateş etmesinin ardından kimin yaralandığını görmediğini ve bı sırada kendisine kimsenin ‘Ateş et, bunları öldür’ demediğini söyleyen Süleyman Ünal olayın ardından Gebiz Jandarma Karakolu’na giderek teslim olduğunu anlattı.

Sanık Süleyman Ünal’ın ifadesinin ardından diğer sanık oğlu Savaş Ünal’da olay olmadan önce köy muhtarını ve 2 dayısını arayarak, şikayetçilerle aralarındaki sorunu çözmek için yardımcı olmalarını ve kendilerini barıştırmalarını istediklerini ama kimsenin yardım etmediğini belirtti. Kendilerinin öğleden sonra tarlaya gittiklerini şikayetçilerinde tarlada ağaç fidanı dikmeye başladıklarını gördüklerini anlatan Ünal, “Ben araçtan inince tarlaya doğru gittim. Birden babamın elinde tüfek gördüm. Önce korkutmak için havaya doğru ateş etti. Ben kendisine doğru koşarak elindeki tüfeği almak istedim, Rüştü Merih’te koşarak bizim üzerimize gelince ben, ‘Rüştü abi gelme’ dedim ama beni dinlemedi. Kavga etmeye başladık. Bu sırada Mehmet Ali Merih elinde bıçakla bana saldırdı. Ben kendimi yana atıp yere düştüm. Bu sırada babam ateş ediyordu. Ayağa kalktığımda Mehmet Ali Merih ve Rüştü Merih yerde yatıyordu. Mesudiye Kılıç’ın nasıl yaralandığını görmedim” diye konuştu. Duruşmada diğer sanıklarda olayı anlattı.

Duruşmada ifade veren şikayetçi Mehmet Kılıç, olay günü sabahtan mevlüde gittiklerini öğleden sonra eşiyle birlikte kayınpederinin çalıştığı tarlaya yardım etmek amacıyla gittiklerini belirtti. Kendileri tarlada çalışırken, Savaş Ünal, Mehmet Ali Merih’in yanına gelerek, tarla sınırını konuştu. Orada herhangi bir tartışma yaşanmadı ve sanık Savaş Ünal telefonla konuşarak yanımızdan ayrıldı. Yaklaşık yarım saat sonra Savaş Ünal ve babası Süleyman Ünal pikap türü bir araçla geldi. Emine Çetin, ‘Baba ellerinde tüfek var’ diye bağırdı. Baktığımda Süleyman Ünal’ın elinde av tüfeği vardı ve bize doğru doğrultulmuş vaziyette koşarak geliyordu. Süleyman Ünal, bize doğru ateş etmeye başladı. Arkasından gelen Süleyman Ünal’da ‘Baba sık, sık’ diye bağırıyor ve elinde olan av tüfeği şarjörlerini bittikçe babasına veriyordu. Sülayman Ünal önce eşim Mesudiye Kılıç’a ateş etti ve sol kolundan yaraladı. Ardından Mehmet Ali Merih ve Rüştü Merih’in yanlarına gelerek karın bölgelerine ateş etti. Bu esnada Süleyman Ünal’ın eşi ve kızları, ‘Sık, bunları öldür’ diye bağırıyordu” dedi.

İfadelerin alınmasının ardından mahkeme heyeti, sanık Süleyman Ünal’ın tutukluluk halinin devamına karar vererek dosyadaki eksiklerin giderilmesi için davayı ileri bir tarihe erteledi.

Duruşmanın ardından gazetecilere açıklamada bulunan öldürülen Mehmet Ali Merih’in kızı Emine Çetin, olay günü tarlada ağaç fidanı diktiklerini anlatarak şunları söyledi: 

“Savaş Ünal geldi, ‘Sınır burası mı?’ dedi. Babamda ‘Herkesin ki eşit’ dedi. Ağabeyimde ‘ölçelim’ dedi. Savaş Ünal, hiçbirşey demeden telefon açarak arabaya tek başına binerek gitti. Daha sonra babasıyla birlikte geldi. Babası vücuduna kütüklük diyorlar, onu bağlıyordu. Ve ardından arkasına şarjörü taktı. Savaş Ünal’da arabadan silahı çekti, babasına verdi. Babası da ateş ederek yürümeye başladı, ben o arada ‘Baba silah var bunlarda’ diye bağırdım. O arada ilk dayım Süleyman Biber’e ateş edildi. Bunun üzerine Süleyman Biber, ‘Siz ne yapıyorsunuz, yapma dayıoğlu’ diyerek kaçmaya başladı. Benim yanımdan da mermiler geçmeye başladı ve kaçmaya başladım. Daha sonra ablam, ‘Ben vuruldum’ diye bağırdı. Bunu duyunca ben kalakaldım. Bu sırada babam ‘Ne yapıyorsunuz’ deyince anında öldürdüler. Ağabeyim elleri havada ‘Yapmayın, Ne yapıyorsunuz, Sıkmayın. Halaoğlu sıktırtma, Savaş sıktırtma’ diye bağırdı. Bu sırada Gülşen Ünal, ‘Bugün burada bu kan dökülecek. Hepinizi öldüreceğiz’ dedi.  Bu sırada Savaş Ünal’ın kızı, ‘Yapma dede’ dedi. Gülsüm Gebizli’de ‘çekil halam çekil. Deden sıksın öldürsün’ dedi. Kız tekrar ellerinden kurtuldu, bu sefer Savaş Ünal çekti kızı. Bu sırada şarjör yere düştü. Savaş Ünal aldı, silaha taktı. Ağabeyim, ‘yapmayın etmeyin’ diye çok yalvardı. Orada elleri havada ağabeyimi canavarca, gözleri dönmüş bir vaziyette katlettiler.”

Mehmet Ali Merih’in büyük kızı ve olayda omzundan yaralanan Mesudiye Kılıç’ta; tarlada ağaç diken babasına yardım için gittiklerini belirterek, “Babam Mehmet Ali Merih ve eşim Mehmet Kılıç ağaç (fidan) taşıyordu, Biz ağaç ekmeye başladık. Bu sırada Emine Çetin bağırdı, ‘Bunlar silahla geliyor, kaçın baba, kaçın aba’ dedi. Bu sırada bende baktım, Savaş Ünal eline aldığı tüfeği babasına verdi, ‘Baba sık’ diyordu. Yanında da diğer çocukları da vardı. ‘Sık öldür’ diyorlardı. 4-5 el Süleyman Biber’le Emine Çetin’e sıktılar. Bu sırada ben yere yattım, Birgül Kaya, ‘Baba yere yatıyor, sık sık’ dedi.  Ben omzundan vuruldum, yerde kaldım ve yerden kalkamadım. Ama kalksam vuracaklardı zaten. Beni ölü diye bırakıp gittiler orada. Bu sırada babam Mehmet Ali Merih benden tarafa yöneldi. Bunun üzerine ona doğru ateş ettiler. Bu sırada şarjör bitti. Savaş Ünal, babasının ardından siyah bir şey alıp taktı. Sonra ‘Sık baba’ dedi. Süleyman Ünal’ın eşi ve çocukları da geldi aynı şeyleri söyledi. Bu sırada kardeşim Rüştü Merih, ‘Dayı ne yapıyorsun, sıkmayın. Alın elinden şunun tüfeği’ diye bağırdı. Bu sırada Gülşen Ünal, ‘Sık bu deliye, bir fazla sık. Ölsün gebersin’ dedi. Ateş ettikten sonra mermiler bitince gitmeye durdular. Bu sırada Emine Çetin, ‘Siz nereye gidiyorsunuz, Duymadık mı sizin dediklerinizi’ deyinde Gülşen Ünal geri dönüp (yerde yatan) babama bir çapa vurdu. Ardından Ali Ünal’da (yerdeki) Rüştü Merih’e çapayla vurdu” dedi.

Haber: Mithat ABAKAN

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum